Translate

16 Haziran 2014 Pazartesi

Berkin Elvan bir yıl önce bugün vuruldu...

Berkin Elvan tam 1 yıl önce burada vuruldu. Bizler evladımızın vurulmasının üstünden tam bir yıl geçmişken sizlerin karşısına dün Adana'da polisin attığı ses bombası ile hayatını kaybeden 15 yaşındaki İbrahim Aras'ın acısıyla çıkıyoruz. Ailesine ve tüm halkımıza başsağlığı dileriz.




HALKIMIZA VE BASINA 

Evladımız Berkin tam bir sene önce BUGÜN yine BU saatlerde ve BURADA polis tarafından hedef gözetilerek kafasına atılan biber gazı kapsülü ile vuruldu. Kaldırıldığı hastanede 269 gün süren yaşam mücadelesini ne yazık ki kaybetti. Berkin’in vurulduğu günden bu yana geçen 365 gün içinde yaptığımız tüm hukuki girişimlere rağmen ne Berkin’i vuran polis ne de polise emre veren kişi mahkeme önüne çıkartılmadı, çıkartılamadı; çıkartılmadığı gibi de tespit dahi edilmedi. Berkin’in 365 gün önce burada Devletin kolluk kuvvetleri tarafından yaşam hakkı, eğitim hakkı gasp edildi, umutları, hayalleri, sevinçleri ve geleceği çalındı. Evladımız Berkin 14 yaşında girdiği hastaneden 15 yaşında ve 16 kilo olarak ayrıldı. Aile olarak yaşadığımız acıların tarifi imkânsızdır. Biz bu ülkenin vatandaşları olarak devlet büyüklerinin ağızlarından düşürmedikleri Hukuk Devleti ilkesi gereği Berkin’i vuranların ve emri verenlerin bir an önce mahkeme önüne çıkartılmasını arzu ediyoruz. Berkin sadece bizim ailemizin değil tüm ülkenin ortak acısıdır. Berkin’i kaybettiğimizde 14 yaşındaydı ve en masum haliyle bir çocuktu. Onun izinde sürecek Hukuk mücadelemiz ülkemizde tüm Çocuk Hakkı ihlallerine karşı yürüteceğimiz bir MASUMİYET ve VİCDAN mahkemesi olacaktır. Ülke olarak Çocuk Hakları açısından son derece vahim bir vaziyetle karşı karşıyayız. Ortaya konulan raporlar göstermektedir ki Türkiye Çocuk Hakları konusunda neredeyse 3. Dünya ülkelerinde yaşanmayacak hak ihlallerine konu olmaktadır. Hak ihlallerinin ne yazık ki günden güne artmasının en önemli sebebi bu ihlallere sebebiyet verenlerin adalet önüne çıkarılmamaları ya da çıkartıldıkları halde gerekli cezayı almamalarıdır. Devleti yönetenlerin ölümler üzerinden ahlaksızca ayrıştırıcı politikalar izlemeleri bununla yetinmeyip çocuklar üzerinden bu ayrıştırıcı, kin ve nefreti sürükleyici söylemleri hiçbir tutarlı politik davranış dahilinde açıklanamaz. Çocuklarımızın masumiyeti asla politikacıların kirli söylemlerine alet olamayacak kadar saf ve temizdir. Ülkenin Başbakanının, acısı taze bir anneyi miting meydanlarında yuhalatması, 14 yaşındaki bir çocuğu terörist gibi göstermeye çalışması bu ülkede yüzyıllardır kardeş kardeşe yaşayan Anadolu’nun kadim halklarına ve vicdanlı insanlarına sürülmüş bir leke olarak kalacaktır. Bir erkek çocuğunun en güzel oyuncaklarından olan misketleri bile farklı anlamlarla açıklamaya çalışan bu zat, kendi sakat zihniyetini ortaya koymuş, toplumumuzun her kesiminden tepkiyle karşılanmıştır. Evet, Berkin’in misketleri vardı, harçlıklarını biriktirerek aldığı mahalle aralarından arkadaşlarıyla birlikte saatlerce oynadığı misketleri… Çünkü Berkin daha 14 ündeydi ve misket oynayacak, uçurtma uçuracak yaştaydı. Berkin’in mezarına atılan tüm bu bilyeler daha oynamaya doyamadığı oyunlar içindi. Ne yazık ki malum kişi bu bilyeler üzerinden bile kin ve öfkeyi derinleştirecek söylemlerin içine girdi, bilyelere farklı anlamlar yüklemeye çalıştı. Oysa biraz çocuk olabilseydi ya da vicdanlı düşünebilseydi o bilyelerin anlamını anlayabilirdi. Ya da cenaze arabasının üzerine atılan pamuk şekerlerinin çocukluğun saf masumiyetini anlattığını, mezarına her gün bırakılan oyuncakların çocukların normal hayatı olduğunu… Biz Berkin’in ailesi olarak sadece ve sadece adalet istiyoruz. 15 yaşındaki evladımızı bizden alan katillerin bir önce mahkeme önüne çıkartılmasını ve gerekli cezaları almasını talep ediyoruz. Bu ülkenin onurlu ve vicdanlı insanlarının yanımızda olduğunu ve de bizim onların bu duyarlılıkları ile hukuk mücadelesinde güçlü durduğumuzu bilmelerini isteriz. Bu duyarlılıktan aldığımız güçle bu hukuk mücadelemizde bir an olsun yılmayacağımızı, tüm karanlıkların üstüne kararlılıkla gideceğimizi tüm kamuoyuna duyururuz. Bizim bu kararlığımız Berkin’in o saf ve çocuksu masumiyetinden güç almaktadır. 

Şimdi size hepimizin şahit olduğu başrolünde başbakan Tayyip Erdoğan bulunduğu iki olayı anlatacağız: 

Tarih 29 Ocak 2009. Yer İsviçre’nin Davos şehri. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan katıldığı bir panelde tüm dünyanın gözleri önünde İsrail Cumhurbaşkanı Peres’in sözünü keserek “Sayın Peres, benden yaşlısın, sesin çok yüksek çıkıyor, suçluluk psikolojisinden” dedi. Peres'e İsrail'in çocukları öldürdüğünü, Peres'in doğru bilgiler vermediğini, "bu zulmü alkışlayanların da insanlık suçu işlediğini" söyledi Tayyip Erdoğan. Tayyip Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı’na "Sayın Peres, Öldürmeyi siz iyi bilirsiniz" dedi. Tayyip Erdoğan, Tevrat'taki 10 emirden "öldürmeyeceksin" sözünü hatırlatarak o gün paneli terk etti. 

Ve Tarih 14 Ocak 2014. Yer Gaziantep. AkParti mitingi. Konuşan: Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı. 14 yaşındayken polislerin vurduğu, 15 yaşındayken hayatını kaybetmiş Berkin Elvan’ın cenazesinin ardından bağırarak, kürsüleri yumruklayarak, dişlerini sıkarak konuşuyor ve meydandakilere Berkin’in annesini ve Berkin’i yuhalatıyor. 

Berkin’in babası olarak ben sesleniyorum şimdi: 
Ey Tayyip Erdoğan yaşın benden büyük, sesin çok yüksek çıkıyor; suçluluk psikolojisinden, biliyoruz. Ey Antep’te ve başka meydanlarda toplanıp Tayyip Erdoğan’ın suçluluk psikolojisiyle, yükse sesle bağıra çağıra 15 yaşındaki bir çocuğun ölüsünün arkasından yaptığı konuşmayı alkışlayanlar. İnsanlık suçu işlediniz. Başbakan 2009’da İsrail Cumhurbaşkanına dediklerinin aynısını 2014 yılında kendisi yaptı. Çünkü Tayyip Erdoğan çocukları öldürmeyi iyi bilir. Roboski’de, Gezi Parkı’nda, Diyarbakır’da, Tunceli’de, İstanbul’da, İzmir’de, Ankara’da, Hatay’da, Eskişehir’de çocuklarımızı Tayyip Erdoğan’ın emriyle öldürdüler. Öldürmeyeceksin sözü sadece Tevrat’ta yazmıyor. İnsanlığın kitabında yazıyor: Öldürmeyeceksin, çocukları öldürmeyeceksin Tayyip Erdoğan. Meydanlarda konuşulanı dinlemeden, öldürülmüş çocuklara uygulanan zulmü ve o çocukların öldürülme emrini veren başbakanı alkışlamayacaksın. Alkışlıyorsanız o suça ortaksınız ve insanlık suçu işliyorsunuz. Bunları size biz değil Tayyip Erdoğan söylüyor. Berkin Vurulalı 365 gün oldu. Biz Berkin Elvan’ın ailesi olarak Berkin’in katillerinin derhal yargı önüne çıkarılmalarını ve yargılanmalarını talep ediyoruz. Bir daha hiçbir çocuk öldürülmesin. Hiçbir anne baba bu acıyı yaşamasın. 
16.06.2014

Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan 
Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan 
Berkin Elvan’ın dayısı Kenan Düzen

13 Haziran 2014 Cuma

Berkin'in karnesini Milli Eğitim'e bıraktık

Berkin Elvan devletin kolluk kuvvetlerince vurulalı tam bir yıl oldu. Berkin bu bir yıl boyunca okula gidemedi. Okulların kapandığı bugün ailesi olarak bizler Berkin'in karnesini Şişli Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bıraktık. Bina önünde yaptığımız basın açıklaması ve fotoğraflar:




14 Mart 2014 Cuma

BAŞIMIZ SAĞOLSUN...

BAŞIMIZ SAĞOLSUN...
TÜM HALKIMIZIN BAŞI SAĞOLSUN


Umudumuzu, kara gözlümüzü, evladımızı, canımız Berkin'imizi 11 Mart sabahı kaybettik ve 12 Mart günü sonsuzluğa uğurladık. Tüm halkımızın başı sağ olsun. Acılıyız, yaslıyız. 14 yaşında vurulan, 15 yaşına yoğun bakımda giren yavrumuzu kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Hangi kelime yeter ki acımızı tarif etmeye, biliyoruz ki tüm kelimeler kifayetsiz fidanımızı, Berkin'imizi kaybetmenin acısı karşısında. Daha hayatının baharındaydı evladımız, daha yaşayacak çok ömrü vardı, koşacak, oynayacak, gülecek, ağlayacak ve büyüyecekti evladımız. Tam 269 gün direndi yavrumuz. Tek değildi bu görkemli direnişinde Berkin'imiz. Yalnız değildik Berkin'imizi beklerken. Berkin direnirken, milyonlar da onunla-bizimle beraber direniyordu. Bu direnişten güç alıyordu kara gözlümüz ve bizler. Milyonlar "Diren Berkin" dedikçe daha bir güçlü oluyorduk. Fakat Berkin'imiz yüreklerimizden asla gitmeyeceğini bilerek, bir sabah kayıp gitti ellerimizden, ayrıldı aramızdan. Evladımız derin bir uykuya dalarken, bir halk uyandı bu sefer. Halk Evladımız için direndi, bizlerin acısını paylaşmaya çalıştı. Acınız acımızdır diyerek milyonlar olup, Berkin'imizin son yolculuğunda yalnız bırakmadılar dostlarımız.
Anneler, babalar, kardeşler, teyzeler, amcalar, işçiler, memurlar, öğrenciler, akademisyenler, dernekler, demokratik kitle örgütleri, esnaflar, doktorlar, öğretmenler, basın emekçileri ve adını sayamayacağımız kadar çok insanımız bizleri hiç yalnız bırakmadı.
Türkiye ve dünyanın çeşitli ülkelerinde, cenazemize katılamayan dostlar Berkin'imizi andı günler boyu. Gün Berkin gibi direnme günü olmuştu artık. Milyonlar olup insan seli oluşturup, Berkin'imizi son yolculuğuna hep beraber uğurladık.
"Hepimiz Berkin'iz" dediler. Milyonlarca Berkin'imiz var artık. Bizlerle aynı acıları yaşayan Gezi Direnişi’nde evlatlarını kaybetmiş ailelerimiz bizleri yalnız bırakmadılar.
DOSTLAR;  Acınız acımızdır diyerek ve milyonlar olup bizlerin yanında olduğunuz için ailemiz adına teşekkür ederiz.

15 YAŞINDA BİR FİDAN BERKİN ELVAN
BERKİN ELVAN ÖLÜMSÜZDÜR


AİLESİ ADINA
SAMİ ELVAN - KENAN DÜZEN

Bildiğin çocuktu işte...

Berkin 14 yaşında vurulmuş bir çocuktu. Bildiğin bir çocuktu işte.

Onlarca taziye ve başsağlığı mesajından bazılarını paylaşıyoruz...

Yayınlamak için özellikle bunları seçtik...







Not: Onlarca sanatçı, gazeteci ve politikacının yanı sıra Egemen Bağış'ın eşi de başsağlığı telgrafı yollamıştır.

6 Mart 2014 Perşembe

Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü


Kadınlar yüzyıllardır hakları ve özgürlükleri için mücadele ediyorlar. Özgürleşmenin, kurtuluşun yolu mücadeleden, direnişten geçmektedir. Bu yola bir kez girmiştir kadınlar. Haklarını alana, özgürleşip, kurtuluşlarını sağlayana kadar her türlü bedeli ödemeye hazırdır kadınlarımız.





8 Mart Kadının özgürleşme mücadelesinin en önemli günüdür.



Cins ayrımcılığına, feodalizmin, kapitalizmin kadına dayattığı statükolara karşı kadın emekçilerin yolunda özgürleşmenin mücadelesi veriliyor.





Dünyada ve yurdumuzda, bu yolda yürüyerek, kadınlara kurtuluşun gerçek yolunun mücadeleden geçtiğini ispatlayan, geleneği geliştirip bizleri, mücadelemizi daha güçlü kılan Rosa Luksemburglar’ı, Aleksandr Kollantailer’i, Sena Muhaydliler’i, Ayçe İdil Erkmenler’i ve devrim için şehit düşmüş kadınlarımızı saygıyla selamlıyoruz.





Biliyoruz ki, milyonlarca kadını özgürleştirecek olan, mücadeledir. Düzenin sınırlarına hapsolmadan, kadının gerçek ve köklü mücadelesini büyüten tüm emekçi kadınlarımız nezdinde bu mücadelede tutsak düşen kadınlarımızı ve evlatlarını kaybeden analarımızı selamlıyoruz.





Mehmet Ayvalıtaş’ın annesi Fadime Ayvalıtaş’ı da özlemle ve saygıyla anıyoruz.





YAŞASIN 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!

Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan